X

Röportaj: Aybala Yıldız

 

Fotoğraflar: Onur AYDIN

 

 

*Dile kolay Aksel Bey'le tam 10 yıllık evlisiniz. Günümüzde evlilikler jet hızıyla biterken 10'uncu yılı doldurmak nasıl bir duygu?

 

 

 

Erken yaşta evlendiğimiz için hem eş hem de iki en yakın arkadaş olabilmeyi başardığımıza inanıyorum. Dolayısıyla biz erken yaşta evlenmeyi avantaja çevirdik evliliği birlikte deneyimleyip birlikte öğrendik.

 

 

 

*Aralarında yaş farkı az olan üç çocuğunuz var. Nasıl bir annesiniz? Üç çocukla hayat nasıl geçiyor?

 

 

 

İlk oğlumu 21 yaşında dünyaya getirdim. Onunla birlikte annelikle ilgili birçok şeyi öğrenmeye başladım. Şu an 3 çocuk annesi olmak aralarındaki yaş farkları az olduğundan birbirleriyle olan yakın ilişkileri de bana çok büyük keyif ve mutluluk veriyor. Bazen tabii ki yorucu oluyor. Yeni jenerasyon bizden çok farklı farkındalıkları çok gelişmis bir nesil geliyor bu yüzden çoğu zaman çocuklarımdan çok şey öğreniyorum. Çocuklarımla geçirdiğim vakitlerimizi verimli ve birebir bütün ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye çalışan bir anneyim. Dolayısıyla günlük yaşantımızı anlatmam gerekirse; hafta içi her sabah güne birlikte başlıyoruz. Okula her gün birlikte gidip birlikte dönüyoruz sonrasına okul dışı aktivitelerine katılıyoruz. Evdeki zamanımızı da ödevlerini beraber yapıyoruz derslerinden kalan vakitlerde de arkadaşlarıyla sosyalleşmelerine özen göstermeye çalışıyorum.

 

 

 

*Goldenberg çifti olarak davetlerde çok az rastlıyoruz size. Bunun sebebi nedir? Sosyal olmak adına çocuklarınızla ya da çift olarak yaptığınız aktiviteler neler?

 

 

 

Hafta sonlarımız genelde ailece vakit geçirmeyi sevdiğimiz zaman dilimi bizim için. Ve hafta sonları birlikte yapmaktan keyif aldığımız rituellerimiz var. Biz birlikte sosyaleşmekten keyif alan bir çiftiz. Vaktimiz olduğu sürece davetlere katılıyoruz. Ailece sinemaya gitmekten, pazar günleri çocuklarla birlikte onların tercih ettiği bir yerde yemek yemekten çocuklarımızın sevdiği bireysel aktivitelere katılmaktan ailece çok keyif alıyoruz.Çocuklarımızdan geri kalan vakitlerimizi de çift olarak arkadaşlarımızla birlikte olarak zaman zaman seyahate giderek birlikte kahve içip sohbet ederek değerlendiriyoruz.

 

 

 

*Üç çocuk doğurmanıza rağmen fit görünüyorsnuz. Türk kadını hamilelik sonrası hem bedensel hem ruhsal olarak kendini toparlamada zorluk yaşar. Siz fit kalmayı nasıl başarıyorsunuz?

 

 

 

Birçok kadın gibi ben de hamilelik ve emzirme sürecinde tabii ki kilo aldım. Bu bir süreçti benim için ve o sürecin de sonucu buydu diye düşündüğüm için benim için dert olmadı hiçbir zaman. Ancak sonrasında sağlıklı ve düzenli beslenerek ve egzersiz yaparak bu kiloları vermeyi başardım.

 

 

 

*Çocuklarınızın eğitiminde nasıl bir yol izliyorsunuz? Onlara hayat adına neler öğütlüyorsunuz?

 

 

 

Hayatta her şeyin sevilerek yapılması durumunda başarılı olunacağına inanıyorum. O yüzden okul hayatlarını önce sevmelerini sağlamaya çalışıyorum. Bunun için yaptığım birkaç şeyi sıralamam gerekirse; eğitimine güvendiğim bu anlamda benim eğitim hayatlarındaki beklentilerimi karşılayan ve evimize en yakın okulu seçtim, kendi sorumluluklarını baskı yapmadan almalarını sağlamaya çalışıyorum, ebeveynleri olarak okul eğitim hayatları dışında da onların iyi birer birey olarak yetişmeleri için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

 

 

 

 

 

'Eşim destek olmasa 3 çocuğa yetişemezdim'

 

 

 

*Anneliğin en çok sevdiğiniz yönü neler? Sizce zor tarafları var mı?

 

 

 

Aslında size bağımlı ve büyüdükçe bir o kadar da bağımsız apayrı karakterleri olan bireyler yetiştirmeye çalışmak onların jenerasyonuna, hayatlarına ayak uydurmak bence anneliğin en zor tarafı. Ama annelikle birlikte onlara tekrardan büyüdüğümü ve hayatı tekrar birlikte deneyimlediğimi hissediyorum.

 

 

 

*Eşinizin çocuklarla ilgili desteğini alıyor musunuz?

 

 

 

Eşim, en az benim kadar onlarla bire bir ilgilenen vakit ayıran vakit geçirmeyi çok seven, her konuda bana yardımcı olan bir baba zaten öyle olmasaydı benim bu kadar hepsine yetişmem pek de mümkün olamazdı.

 

 

 

*Moda dergilerinde tarzınız beğeni topluyor. Nazlı Hanım giyim tarzını nasıl tanımlar?

 

 

 

Aslında çok fazla bunun için vakit harcayan, takip eden biri olmasam da, tabii ki sosyal medya dergiler gibi mecralar vasıtasıyla yenilikleri olabildiğince takip ediyorum. Tarzımı tanımlamam gerekirse, önceliğim kendimi rahat hissettiğim kendime yakıştırdığım tarz parçalar kullanmayı tercih ediyorum.

 

 

 

*Bir kadın şık olmak için neler yapmalı? Dolabınızın kurtarıcı parçaları neler?

 

 

 

Öncelikle fiziğine uygun, kendini iyi hissettiği parçaların oluşturduğu bir tarza sahip olmalı, sırf moda diye seçimlerini bu yönde yapmamalı diye düşünüyorum.

 

 

 

*Hayatta kendinize yaptığınız en önemli yatırım nedir?

 

 

 

Hayatta kendim için yaptığım en önemli yatırım üç çocuğa sahip olmak ve genç yaşta güzel bir evlilik yapmak diyebilirim.

 

 

 

 

'Le Cordon Bleu'da hayalimi gerçekleştirdim'

 

 

 

*Mutfakla aranız nasıl? Yemek yapmayı sever misiniz? Dünya mutfaklarından beğendikleriniz hangisi?

 

 

 

Her zaman mutfakta vakit geçirmeyi yemek yapmayı çok seven biriydim. Üniversite sonrasında, her zaman hayalim olan Le Cordon Bleu'a gidip pasta şefi olarak mezun oldum. Fransız mutfağı, İtalyan mutfağı sevdiklerim ve takip ettiklerimin başında geliyor.

 

 

 

*2016 sizin için nasıl geçti? 2017'den beklentileriniz neler?

 

 

 

Ailece çocuklarımızın bir sene daha büyüdüğünü görerek keyifli zamanlarımızın dışında, dünyanın ve içinde bulunduğumuz şartlar gereği 2016 senesi hepimiz için zaman zaman zor bir yıl oldu.

 

 

 

*Bu zamana kadar unutamadığınız bir yılbaşı anınız var mı?

 

 

 

Eylül 2007'de ilk çocuğum dünyaya geldi. Dolayısıyla 2008 yılbaşı ilk kez aile olarak girdiğimiz bir sene oldu. Bu sebepten benim için ilk unutulmaz yılbaşıdır.