Arkadaşlıkları iş ortaklığına dönüştü...

Arkadaşlıkları iş ortaklığına dönüştü...

Rabai Kurşun ile İpek Köse, dostluklarıyla başlayan iş ortaklıklarını HT Kulüp Yazı İşleri Müdürü Reşit Özet'e anlattı

Cemiyet hayatının tanınmış isimlerinden iş adamı Hüseyin Kurşun'un eşi Rabia Kurşun ile iş adamı Berk Köse'nin eşi İpek Köse, yıllara dayanan arkadaşlıklarını iş ortaklığına dönüştürmeleriyle ön plana çıkıyor. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren iki yakın arkadaş, iş hayatlarından dostluklarına ve özel hayatlarına kadar bilinmeyenlerini HT Kulüp Yazı İşleri Müdürü Reşit ÖZET'e anlattı.

Röportaj: Reşit ÖZET

Sizi tanıyabilir miyiz?

İpek Köse: Semiha Şakir'de lise öğrenimini bitirdikten sonra Miami'de Uluslararası İlişkiler ve Pazarlama üzerine okuduktan sonra, finans üzerine yüksek lisans egitimini tamamladım. Okulu bitirdikten sonra bir buçuk yıl çalışma hayatım oldu, Miami'de ikizim ile beraber 9 yıl yaşadıktan sonra Türkiye'ye döndüm . Türkiye'ye döndükten sonra kısa bir süre babam ile çalıştım ardından hemen evlendim. Evlendikten sonra çalışma hayatım olmadı hep içimde bir şeyler yapmak vardı fakat kızlarımın büyümelerini bekledim. bayanlar üzerine triko yaptım belli bir süre sonra bu işin bana göre olmadığına karar verdim. İçimde hep olmayan farklı bir şey yapma isteği vardı. Rabia ile uzun süredir arkadaşız, yapmak istediklerimi Rabia ile paylaştım Rabia'nın da desteği ile çoçuk sektörüne giriş yaptım. En başlarda sadece çocuk kıyafeti yaptım daha sonra buna dış giyim eklendi. şimdi her ikisinin birleşimi ile İpek Köse markam var.

İş arkadaşlığınız ne zaman başladı?

Rabia Kurşun: İş arkadaşlığımızdan önce uzun yllardır çok iyi iki arkadaşız. İpek benim için kan bağım olmamasına rağmen seçtiğim bir kardeşim. İş arkadaşlığından önce iki insanın her anlamda çok iyi anlaşması gerekiyor. İpek ile çok güzel projeler üretiyoruz, birbirimizin eksik olduğumuz noktaları tamamlıyoruz bunları yapmak için sıkı bir dost olmak gerekir biz bu nedenle dostluğumuzu sağlam temellere oturttuktan sonra berbaber projeler ürütmeye başladık çok keyifli oldu bu bizim için.

Koleksiyonları oluştururken birbirinizden yardım alıyor musunuz?
 
R.K: Tabii çok oluyor. İlk tasarımlarımı yaptığımda numuneler geldiğinde İpek'e giydiririm, fikrini alırım. İpek de çok güzel moda gözü vardır benim görmediğim şeyleri görüp beni yönlendir. Kumaşlar konusunda renkler konusunda kararsız olduğum şeyler konusunda danışırım, birbirimize destek veriyoruz o nedenle ilk tasarımlarımı İpek ile paylaşırım.

 


Hayalini kurduğunuz meslek tekstil miydi?

R.K: Aslında psikoloji okudum üzerine 5 yıl çift terapistliği yaptım, birçok alanda çalıştıktan sonra beni çok mutlu etmediğini fark ettim. Eşimin deri sektöründe olması babamın da tekstilci olması çocuk yaşta tekstilin içinde büyümüş olmam ve üniversitedeyken Nişantaşı'nda 1 yıl eğitim aldım. Sonrasında fabrikaya gidip gelmeye başladım ve dünya markalarına koleksiyon hazırlayan bir ekibin içinde yer aldım. 2 yıl iç piyasayla ilgilendikten sonra beni çok tatmin etiğini, yaratıcılığımını kullanabildiğimı ve beni mutlu ettiğini gördüm bu nedenle tekstil sektörüne başladım. Bu alanda tasarımlar yapıyorum keyif alıyorum çalışırken ama psikolojiyi de bırakmış değilim sevdiğim bir bölüm, emek vererek okuduğum bir bölümdü dışardan seveek takip ediyorum.

Tekstil sektörüne girdiğinizde eşinizin desteği oldu mu?

İ.K: Eşim Berk farklı bir sektörde. Fakat en başından beri sonuna kadar her anlamda destekledi. Bugün ki başarılarımda onun desteği ve bana inanmasının etkisi çok büyük.

Eşiniz Hüseyin Kurşun tekstil sektöründe çalışıyor. Birbirinize fikir alışverişinde bulunuyor musunuz?

R.K:  Fikir alışverişinde bulunuyoruz çünkü eşim uzun yıllardır bu sektörde çalıştığı için bana üretimini açtı, deri kendi imalatımızda devam etti. İlk çıkış noktam deri, deriyi çok iyi biliyorum,  tasarımlarım bu yönde oldu daha sonra tekstilde kumaş,dokuma ve örmeye yöneldim ama deri tasarımlarıda yapıyorum bu anlamda eşimin katkısı, desteği çok büyük oldu , desteği bu kadar olmasaydı  kısa bir  süre içerisinde hedeflediğim noktaya gelemezdim.
 
Yeni koleksiyonunuz daha çok kimlere hitap ediyor?

R.K:  Şehirli kadınlara hitap ediyor, yaz koleksiyonlarım daha çok dokuma üzerine yüzde yüz doğal kumaşlar kullanıyorum markamın çıkış noktsı bu olmuştur. Geçen yaz yüzde yüz keten kumaşlar bu yaz yüzde yüz pamuk kumaşlar. Polyester koleksiyonumda kullanmıyorum ürünlerimin kalitesinin beni diğer firmalardan ayıran ince bir çizgi. Ufak, butik bir tasarım atölyesinde üretim yaptırıyorum. İşçiliği, dikim ve doku kalitesini en üst segmentte tutmaya çalışıyorum. Koleksiyonumda bu yaz terletmeyen pamuk kumaş, fisto ve keten kumaşlara yer verdim. Kış koleksiyonumda daha çok kaşmir, deri ağırlıklı kumaşlar oluyor yazın daha uçuşan gündüzden, geceye devam ettirebileceği, şehirli kadının dolabında olması gereken parçalardan seçtik. Zamansızlık teması üzerine durmaya özen gösteriyorum, kolay modası geçmeyen, renklerin hep moda olduğu tasarımlara yer veriyorum. Yaz koleksiyonumda daha çok siyah, beyaz pastel, soft renkler üzerinde duruyorum.

Çocuk koleksiyonunuzu ilk hazırladığınızda dostlarınızın tepkisi ne oldu?

İ.P:  Türkiye’de bir Türk markası olarak çocuk dış giyimde hem fonksiyonel, hem şıklık olarak bir ilki başlattığımı düşünüyorum. Farklı ve şık olmak isteyen herkes ipek köse giyiyor. Dostlarımdan da çok güzel geri dönüşler alıyorum. Çocuklar çok mutlu, aileler mutlu daha ne isterim. Hep aradığımız ama bulamadığımız ürünler diyorlar. Türkiye’deki çok büyük boşluğu yakaladığımı düşünüyorum.

Diğer markalardan farklı sizin markanızın farkları neler?

İ.P: Benim tasarımlarımı farklı kılan kullandığım malzeme, birinci sınıf işçilik, ve nakış detayları. Kaliteden ve malzemeden ödün vermeden yaptığım tasarımlar nakış ve taş İşlemeler ile zenginleşiyor bu da Benim tasarımlarımı diğerlerinden ayıran en önemli detay. İpek Köse dış giyim olarak Türkiyede bir rakibim olduğunu düşünmüyorum.

Moda nedir sizce?

R.K: Moda, insanın kendine yakışanı giymesidir. Kadının bu anlamda kendini bilip yakışanı giymesidir.

Türk kadını modayı sizce takip ediyor mu?

R.K:  Modayı  yakın takip ediyorlar, değişen trendlere uyum sağlayabilen ve  bu anlamda çok zevkli ve çok başarılılar. Her bütçeye uygun tarza sahip olunabilecek bir çok marka var illa çok lüks olması gerekmiyor yakından takip etmek isteyen bir kadın ki türk kadını bu anlamda çok başarılı çok araştırıp bakıyor, ben kendi müşterilerimde de görüyorum en ufak bir ayrıntısına kadar soruyor bu anlamda modayı anlıyor ve yakından takip ediyorlar.
 
İki yakın arakadaş olarak beraber çalışmanın avantajı var mı?

İ.P:  Çok büyük bir avantajı oluyor çünkü birbirimizin sağ kolu gibiyiz. Bizim sohbetlerimizin yüzde sekseni iş ile ilgili konuşarak geçiyor. Oturup bir kahve içip kafa dağıtalım dediğimiz zaman bile sohbet mutlaka işe geliyor. Sürekli yeni şeyler üretmek istiyoruz, yeni projeler hayata geçiriyoruz, aklımızda sınırsız şeyler var inşallah hepsini hayata geçirebiliriz.

Tekstil sektöründe olan bir isim olarak moda haftalarını takip ediyor musunuz? Bu konuda düşünceleriniz neler?

R.K: Yakından takip ediyoruz Fashion Week'in çok başarılı ve günden güne daha iyi gittiğini görüyorum, bizde takip ediyoruz, sevdiğimiz tasarımcılar var ve mutlaka defilelerine gidiyoruz. Sadece şu çok fazla dikkat dağıtıyor; Fashion Week çok fazla sponsor aldığı için bu yıl moda haftasından daha çok sponsor olan firmalar konuşuldu bu olmamalı diye düşünüyorum, daha çok tasarımcılar, genç tasarımcılar konuşulmalı çünkü genç tasarımcılar için çok büyük bir fırsat.
 
Arkadaşlarınızın tasarımlarınıza tepkisi nedir, kıyafetlerinizi kullanıyorlar mı?

İ.P:  Arkadaş bir sezon hatır için alır ama uzun yıllar bir kaç sezon boyunca devamlı başka altarnetifleri olmasına rağmen gelip sizden alışveriş yapıyor ise bu gerçekten doğru şeyler yaptığımızı gösteriyor o yüzden çok mutlu oluyoruz. Aylarca emek verdiğim tasarımlarımı çocukların üzerinde görmek benim için tarif edilemez bir duygu. İşim ile aşk yaşıyorum.

Birlikte alışveriş festivali düzenlediniz, sizin için nasıl bir heyecandı?

İ.P:  Uzun yıllardır böyle bir planımız vardı doğru zaman ve doğru projeyi bekledik. Çok çalıştık ailemizden, çocuklarımızdan fedakarlık göstererek yoğun bir çalışma temposuna girdik festival öncesi. Festivalimize iki bini aşkın kişi ziyaret etti. Firmalarımız ve gelen misafirlerimiz çok mutluydu. Çok mutluyuz. şu anda önümüzdeki sezon içinde çok güzel yeni festival projelerimiz için çalışmaya başladık.

Tekstil sektörüne atılmayı bekleyen genç girişimcilere ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

R.K: Sürekli araştırma yapmaları, sektördeki çeşitli tasarımcılarda, firmalarda staj yapıp kendilerini geliştirmeleri lazım. Sektörün işleyişini, aşamalarını bilirlerse kolaylık olur onlar için. Açıkçası ben fabrikada her departmanda çalıştım aksesuvar, kumaş, dikiş gibi her departmanı iyi biliyorum o nedenle mümkün olduğunca kendilerini bu alanda geliştirmeleri lazım. Üniversitelerde teori bilgi çok iyi veriliyor ama pratiğe geldiğinizde bu yok , elbette teori çok önemli ama ne zaman kendi alanınız ile ilgili staj gördüğünüzde o zaman bir adım öne geçmiş oluyorsunuz o vakit kendinizi sektör içinde görmüş oluyorsunuz. Bize de stajerler geldiği zaman teoriyi pratiğe geçiremiyorlar o nedenle bu sektörde çok deneyimlemiş olmanız gerekiyor.
 
İ.P:  Tasarlamak, üretmek çok zevkli, bambaşka bir tat. Ama bir o kadar da meşakkatli bir yol. Ufacık bir detay için aylarca mesai harcıyoruz. Bu sektöre atılmak isteyenlere tavsiyem her departmanda bir süre çalışıp tecrübe edip ve sabrederek adım adım ilerlemeleri.

 

Markanız ile ilgili hedefleriniz neler?

İ.P: Şu anda mağaza açmayı düşünmüyorum çünkü İstanbul'da, birçok noktada mağazalarda ürünlerim satışta. belki çok ilerde olabilir. Hedefim markama her sene yeni şeyler katmak, farklı ülkelerde markamı görmek için daha fazla yurtdışı fuarlarına ağırlık vermek. İpek Köse markası ile yurt dışında bir defile yapmak en büyük hayallerimin arasında.

R.K: Benim hedefim mağazalaşmak, çok iyi lokasyonlarda butik mağaza açmayı hedefliyorum.