Cemiyet hayatının bakımlı ve güzel hanımlarından Feryal Gülman, estetik ve güzellik hakkında ki görüşlerini doktor Hüseyin Tırman ile birlikte Ht Kulüp'e anlattı.

Röportaj: Aybala YILDIZ

Fotoğraflar:Onur AYDIN



Feryal Hanım sizin güzellik anlayışınız nedir?

F.G: Bilinen bir cevap olacak fakat güzellik bana göre dış görünüşten daha çok iç güzelliktir. Ben insanın içinin ve ruhunun güzelliğinin gözlerine ve yüzüne yansıdığını düşünen biriyim. Ruhunuzda ki birikimleriniz, içinizde yaşadığınız tüm iyi olan duygusal birikimler bir şekilde benliğinize yansıyor. Bunun için hep güzel duygular beslemeye gayret edelim.

Son 10 yılda ki güzellik trendleri ne yönde değişti?

H.T: Güzellik aslında değişen bir şey değildir. Yüzyıllardan beri güzeli içimizden gelen bir hisle algılıyoruz. 6 aylık bir bebek bile güzel bir insan gördüğünde daha uzun bakıyor. Ben teknik bakan taraf olarak güzelliği biraz matematik biraz mühendislik biraz da bilim olarak görüyorum. Yüzde ki oranları, simetrileri iyi ayarlayabildiğiniz zaman her kadın çok güzel. Biz işimizde de herkesin özel bir tasarım olduğunu biliyoruz ve bu tasarımda kaybolan kısmı geri getirmek ve ya var olanı tutmak için çalışıyoruz.

Yaz aylarından çıktık kışa doğru gidiyoruz ve bu mevsim değişiklikleri cildimizi de etkiliyor. Feryal Hanım siz de uzun yaz tatili yapanlardansınız, bu süre zarfında cilt bakımınızı nasıl yaptınız, şuan neler yapıyorsunuz?

F.T: Cildimi her zaman temiz tutmaya çok özen gösteriyorum. Öncelikle özellikle yaz tatillerinde güneşe çıkmamaya çok dikkat ettiğimi söyleyebilirim. Yüksek koruyuculu cilt kremleri kullanıyorum. Cildimi bu şekilde güneşten koruyorum. Sonrasında eğer gün içerisinde makyaj yaptıysam gece uyurken mutlaka temizliyorum. Gündüz ve gece kremlerini düzenli olarak kullanırım. Herkese cilt temizliğini günlük rutin olarak özenle yapmasını tavsiye ediyorum. Yaz bittikten sonra özellikle hydrafacial yüz temizlemenin önemli olduğunu düşünüyorum. Cildimde normal yapılan cilt bakımlarına oranla daha büyük etkisini görüyorum. Bu nedenle yaz bitiminde de hydrafacial bakımı yaptırdım. Günlük cilt temizliğime çok önem verdiğim için normal şartlarda çok fazla profesyonel cilt temizliği yaptıran biri değilim. Belirli aralıklarla yaptırıyorum.

Sonbahar/Kış sezonunu açtık. Feryal Hanım'ın yaptıklarına ek olarak söylemek istediğiniz ve ya düzeltmek istediğiniz bir şeyler var mı? Hanımlar bu dönemde sağlıklı bir cilt için neler yapmalıdır?

H.T: Feryal Hanım'ın yaptıklarını doğru buluyorum. Cildimizin üzerinde fazla kalıntı bırakmak sağlıklı olmasını engelleyen bir durumdur. Yazın bizi en çok yaşlandıran şey güneş ışıklarıdır. Cilt yaşlanmasından kaçınmak için de mutlaka güneş ışınlarını bloke eden güneş kremleri kullanmalıyız. Hatta bu kremleri bizim ülkemizde kış aylarına doğru da yaklaştırmalıyız. İkinci olarak hastalarımda cildin nem dengesine çok önem veriyorum. Çünkü su olmayan hiç bir yerde hayat yoktur. Cildimiz bizi ışıktan, soğuktan, fiziksel travmalardan ve rüzgardan her şekilde korumaya çalışan bir bariyer ve fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için nemli olması gerekmektedir. Bu nedenle de suya muhtaçtır. Söylediklerim doğrultusunda nem ve güneş koruyucular benim öncelikli olmazsa olmazımdır. Bütün hastalarıma en çok bunları tavsiye ediyorum.

Sizin daha sağlıklı bir cilt için yaptığınız, güzel sonuçlar aldığınız uygulamalar nelerdir?

H.T: Cilt herkes için aynı değildir. Yaşımızla, yaptığımız işle, yaşam tarzımızla çok değişkenlik göstermektedir. Ben herkese reçete gibi aynı uygulamaları söylemektense, her bireyin cildinde ki eksik neyse onun yerine konması taraftarıyım. Yazın hepimizin cildi deniz, güneş, rüzgar gibi faktörler dolayısıyla fazla travmatize oluyor. Sonucunda biraz leke, cildin en üstünde biraz kabalaşmış bir keratin dokusu, biraz gözenek, biraz kırışıklıklar ortaya çıkıyor. Biz bunlara yönelik bireyin hangi konuda şikayeti varsa tespit edip ona göre uygulamalar yapmayı daha doğru buluyoruz.

Cildiniz ışıl ışıl ve hocamızın da dediği gibi böyle bir cilt için sadece dışarıdan müdahale etmek değil içten de beslenmek çok önemli rol oynuyor. Hayranlarınız çok fazla ve yeme içme konusunda ki sırlarınızı çok merak ediyorlar. Siz neler yiyip içiyorsunuz, spor yapıyor musunuz? Bize bir gününü anlatır mısınız?

F.G: Günde yaklaşık 3 litreye yakın su içmeye özen gösteriyorum ama yanında ek olarak mutlaka her gün soda da içiyorum. Mineral desteğini de bu şekilde alıyorum. Detoks içeceklerine fazla itibar eden biri değilim. Aç kalarak sadece detoks içecekleriyle günü geçirmek hiç bana göre değil ! Bunu uygulayan kişilerin çok kısa sürede kilo verip daha sonrasında hemen kilo aldıklarını düşünüyorum. Bugüne kadar gördüğüm en yanlış kilo verme şekillerinden biri olabilir. Bunu uygulayan ve uygulatan herkesten bu konudaki düşüncem adına özür diliyorum. Daha yavaş ama kalıcı olarak kilo vermenin taraftarıyım. Bunun için de sağlıklı besleniyorum. Benim için diyet tam olarak sağlıklı beslenmek demek. Tatlı yemeyi herkes gibi çok seviyorum fakat eğer bir gün yediysem ertesi günü mutlaka dikkat ederek dengeliyorum. Gluten bana iyi gelmiyor ve glutensiz yaşamaya çalışıyorum. Kolajeni ağızdan hap olarak alıyorum, benim için çok önemli ve herkese tavsiye ediyorum. Omega 3 ve C vitamini gibi bazı vitaminleri ağızdan almak gerektiğini düşünüyorum. Günlük beslenmemizin yeterli olmadığı kanısındayım. Güneşten uzak duran biri olarak D vitaminim düşüyor mesela ve yine ağızdan vitamin olarak almak zorunda kalıyorum. Herkesin mutlaka bir doktor danışmanlığında bunları uygulaması gerektiğinin de altını çiziyorum. Günlük en dikkat ettiğim şeylerden birisi de saat altıdan sonra yemek yememek.

Simon'un uygulamasını Türkiye'ye getirdiniz ve talep her gün artarak devam ediyor. Bize biraz bu uygulamadan ve Simon'la olan dostluğunuzdan bahseder misiniz ?

H.T: İş için bir araya gelen insanlarız bu nedenle iş arkadaşıyız demek daha doğru olur. Daha önce de söylediğim gibi güzellik aslında oranlar ve simetriyle doğru orantılıdır. Yüzümüzle ilgili ideal oranların matematiksel bir hesaplaması var. Dr. Simon'un da anlatmaya çalıştığı mantık insanların yüzünde neyin ne kadar eksik olduğunu tespit etmek üzerine kuruludur. Bize gelen hastalarımızın kendine göre istekleri oluyor. Gelen her hastayı isteğiniz olur ve ya olmaz diye yanıtlamıyoruz. Biz ölçümler yapıyoruz. Kişinin yüzünde ki oranlar doğrultusunda bir tasarım yapıyoruz. İkinci olarak dolgunun dört farklı içeriği var. Cildin bütün katmanlarını uyaran bir yapısı var ve normal bir dolgudan daha uzun süre etkisi devam ediyor. Simon dolgusunu diğer dolgulardan ayıran özelliği de burda ortaya çıkıyor. Ölçümler doğru şekilde yapılıp doğru şekilde yerine konduğu takdirde uzun süre kullanabileceğiniz estetik bir görünüş ortaya çıkıyor.

Estetik konusunda sizi en çok ne rahatsız ediyor?

F.G: Günümüzde estetik dokunuşlar yaptırmayan çok az insan var. Her şeyin aşırısı göze batıyor ve beni en çok bu rahatsız ediyor. Aşırı dudak dolguları, fazla çıkık elmacık kemikleri olunca doğal görüntünün bozulduğunu düşünüyorum.

Estetik bir tutku mudur? Size daha önce gelen hastalarınız sonrasında fazlası için de geliyorlar mı?

H.T: Ben biraz daha farklı çalışmaya çalışıyorum. Estetiğin tanımı benim için iyi görünmek ve bunun da dediğim gibi rakamlarla bir matematiği var. Kişinin yüzüne olmayacak bir şeyi monte etmek benim yapacağım bir estetik işlemi değil. Herkes çok özel ve orjinal bir tasarıma sahip. Burda ki amaç herkesin sahip olduğu özel tasarımını koruyarak eksik olan ve ya bozulan şeyi tamir etmek diyebiliriz. Dolayısıyla gelen hastalar kendi zevklerine göre isteklerde bulunsa bile ben ölçüm yapmadan hastayı incelemeden ve önce kendim ikna olmadan estetik işlemini yapmıyorum. Yeni bir tasarım yapmaktansa orjinali korumak derdindeyim.

Siz geçmişteki fotoğraflara baktığınızda kendinize neler diyorsunuz?

F.G: Ne güzelmişim diyorum bazen! Arkadaşlarımın yanında eski resimlerimi gösteriyorlar. Yirmili yaşlarımı gördüğümde önceden ne kadar güzel olduğum hissiyatına kapılıyorum ama her yaşın kendine göre güzelliği var tabi. Yaşınızın size getirdiği dinginlik durgunluk yüzünüze yansıyor ve onlarda ayrı bir duruş katıyor.

10 yıl öncesine göre güzellik algınızda değişiklik oldu mu? 10 yıl önce size güzel gelen fakat şimdi beğenmediğiniz estetik açıdan bir şeyler var mı?

F.G: Tabi ki! Her şeyden önce moda değişiyor. Görsel algılarımızla birlikte moda da değiştiği için daha farklı bakıyoruz. Dolayısıyla kendimize de bakışımız değişiyor. Saçımız, kaşımız, makyajımız.. 35'li yaşlarıma baktığımda Alaturka bir Feryal Gülman görüyorum. Çok güzel çok genç resimler fakat daha alaturka bir tarza sahibim. Her zaman insana bugün ki modern geliyor.



Maddi imkanı olmayanlara, kliniğinize gelemeyenlere ne öneriyorsunuz?

H.T : Her şeyden önce bu işlemlerde modanın tamamen karşısındayım. Yeni çıkan bir teknoloji herkes için faydalı değildir. Estetiğin değil sağlığın modası olmaz. Cildimizle ilgili sorunlar yaşarken her şeyden önce yaşam tarzı çok önemlidir. Olabildiğince dışarıdan gelen faktörlere dikkat edilmelidir. Buna ek olarak herkes cildini mümkün olduğunca temizlemeli, nem açısından bol su tüketmelidir. Tedaviyle yeni şeyler eklenmesinden ziyade elimizdeki imkanlarla doğalı korumak önemlidir. Eskiden olmadığı kadar bilgiye bugün herkes ulaşabilir ve dolayısıyla kendileri için araştırabilirler.

Cilt bakım ürünleri yanı sıra doğal ürünlerde deniyor musunuz?

F.T: Hayatım boyunca hiç doğal meraklarım olmadı. Fakat cildim için en büyük şansım alkol kullanmıyor olmam. Kullanan arkadaşlarımla kıyasladığımda bir gün sonrasında bile büyük fark görüyorum. Cilt sağlığına önem veren herkese alkol kullanmamasını nacizane tavsiye ediyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR