X

Alaçatı’ya bu sene İstanbul’un en meşhurlarından Klein geldi.

Ve geçen hafta kapılarını açtı.

Önceki de, DJ setinde, elektronik müziğin jazz ve soul ile harmanlayıp, Afrika ritimleriyle zenginleştiren dünyanın en önemli house müzik sanatçılarından DJ Black Coffee’yi ağırladı.

Ve tam anlamıyla bir izdihamı yaşandı.

 

İstanbullu adeta mekana akın etti. Kafamı nereye çevirsem bir tanıdık, bir şöhret vardı. Ve etrafımda sürekli cümleler dolanıp duruyordu? -Şeyma Subaşı değil mi? Birazdan Acun Ilıcalı da gelir tam şenlik olur ben size söyleyeyim. -Acaba Şeyma ile Acun selamlaşacak mı? -Şeyma Subaşı DJ setinin arkasına geçemedi tabii artık Acun yok ne yapsın? -Yok yok kesin geçer. Ne yapar eder geçer. Şeyma bu. -Ama tabii eski havası yok fark ettiniz mi? -Black Coffee’yi çalmaya başladı mı acaba? Hatta şu an çalan o mu? İlk kez dinleyeceğim de! -Geçen sene biri benden Black Coffee’ye yer yapmamı istedi. Ben tanımıyorum tabii. Sordum “Black Coffee neresi. Yeni bir kahveci dükkanı mı?” dedim. -Hakan Sabancı gelecekti gördün mü? -Black Coffee yarın da Bodrum’da çalacakmış. -Bodrum’dan dinlemeye gelenler vardı Black Coffee’yi. Hatta yarın da oraya gidip dinleyeceklermiş. İki gün üst üste. -Bütün localar günler öncesinden tükenmiş. Helal güzel iş. -Locaların tanesini 20 bin TL’ye sattılar. -300 bin TL almış Black Coffee. Adam efsane. -Yanımdan geçti az önce. Sol bileğini yine kapatmış. Demek ki sol eli yok evet evet kesin yok. -Adam tek eliyle ne müzik yapıyor kardeşim. Diye diye bir sürü cümle duyarak çıktım Sommer Klein’den önceki gece. Sommer Klein Bu sene Alaçatı’nın en iddialı mekanlarından biri oldu daha inşaat aşamasında. Hatta “Burning Man’ın Alaçatı’ya taşımışlar”, “Çok acayip bir şeyler yapıyorlar”, “Heykelleri gördünüz mü?”, “Kristaller olay görünüyor”, “DJ kabinin üstünde devasa bir maske var galiba” diye diye inşaat süresince herkes birbirine uçundan, kıyısından gördüklerini anlatıyordu. Klein’in fikir babası ve yaratıcılarından İsmail Alper’i 25 senedir tanırım. Şimdiye kadar kötü bir mekan yaptığını ve imza attığını görmedim. Titizdir ki, ortakları Burak Yön ve Yusuf Tekin de tıpkı İsmail gibi. Güzel ve yenilikçi işlerin peşindeler. Her seferinde yeni bir şey yaratıyorlar eğlence sever için. Şöyle ki, bu sene Alaçatı’nın değerini yükseltecek yurt dışı standartlarında bir mekan yaptılar. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu daha da çoğalır ve güzel festivallere imza atarlar. Çünkü Alaçatı-İzmir kapasitesi küçük olsa bile turist potansiyeli çok fazla olan bir tatil beldemiz. Ve her sene daha çok tatilci Alaçatı’yı tercih ediyor. *** Bu sene de klasik Alaçatı cümleleri -Alaçatı elden gitmiş, yok yok Alaçatı bitmiş. -Çok kalabalık değil mi? -Ne olacak bu müziğin sesi. -Ne kadar çok mekan açılmış. -Kiminle konuşsam tatil için Alaçatı’ya geliyor. -Alaçatı bu kadar insanı nasıl taşıyacak. -Yok yok kitap okuyamıyorum. Bu nasıl bir ses. -Köyü bitirdiler. -Evleri milyon dolarlardan satıyorlar. Yaz gelince de “Gitsin bunlar istemiyoruz. Çok sev var diyorlar” Çok garip değil mi? -Kiralar yine ateş pahası. Diye diye bir sezon daha başladı Alaçatı’da bayram ile birlikte. Ki bu cümleleri yaklaşık on senedir duyuyorum. Bitmeden usanmadan hatta katlanarak büyüyor aynı cümleler. Ama tatilcinin rotası da her geçen gün Alaçatı’ya dönüyor. Nedir şu magazincilerin çektiği Bitmiyor gerçekten paparazzilerin, magazin muhabirinin çilesi. Ben kendi bildim bile hep ciddi sorunlar yaşamışlardır. Ki en fenası da bu hafta Bodrum’da yaşandı. Maça Kızı’nın teknesi üç arkadaşımızı ve bir kaptanı öldürüyordu az kalsın. Korkunç bir olay bu. Daha önce de Bodrum’da deniz kazaları yaşanmıştı ama bu gerçekten en fenası. Bile bir bir teknenin üzerine dümen kırmak ve hiç bir şey yokmuş gibi hızla devam etmek. Öncelikle Habertürk’ten Onur Aydın’a, Hürriyet’ten, Cenker Tezel’e, TV100’den Mete Ekşi’ye ve kaptana çok ama çok geçmişler olsun. Allah bir daha göstermesin. Ancak Maça Kızı’nın sürat motorunu kullanan kişi ve Maça Kızı’nın da bu olaydan ötürü en büyük cezası alması gerektiğini düşünüyorum.