X

Her fırsatta memleketimin dört bir köşesini gezmeye bayılıyorum. En ufacık bir fırsat olduğunda da koşa koşa gidiyorum. İskenderun'da katılmam gereken bir düğün, Tarsus'ta katılmam gereken "Tatlı Buluşmalar" olunca ver elini Gaziantep, İskenderun, Tarsus, Mersin, Adana dedim.

Dört günde mini bir memleket turu yapıp bir de üstüne yılda sadece bir ay çıkan taze fıstığından, kebabından, şalgamından, üstüne şahane baklavalarından yedim de geldim.

İşin içinde memleket havası, lezzeti, kokusu bir de şahane insanının sohbeti olunca unutulmaz bir dört gün yaşadım haftaya bomba gibi başlıyorum.

Gaziantep denince akla gelen Hışvahan'ın patroniçesi Mine Özmen hazırladı şahane programımızı. Biz Mine Hanım önderliğinde öncesinde Gaziantep'te buluşup güzel bir tur yaptık. Ki o sokakları defalarca gezmeme rağmen yine ilk kez geziyor gibi dolaştım. Dostlara selam çaktım.

Sokak aralarında gelen "Tık tık" bakır seslerini dinledim. Menengiç kahvesini yudumladım.

Sabahına ver elini İskenderun. İlk durak elbet Petek Pastanesi'nin meşhur künefesi. Yemeden hiç olur mu? Ki siz zaten yemezseniz gönül konuluyor.

O derece önemli buralarda yemek. Şahsen ben memleketi gezerken "Ben diyetteyim, yiyemem" diyenlerden değilim. Sonrasında gel bir hafta dikkat et tamam oldu da bitti maşallah.

Memleket lezzetleri kaçar mı?

Ardından İskenderun Arsuz İssos Otel'de Hatay Spor Teknik Direktörü Gökhan Zan'ın düğünü.

Gökhan Zan uzun süredir birlikte olduğu Müge ile dünya evine girdi şahane bir düğün ile. Bol bol göbeklerin atıldığı ve bol bol futbol konuşulduğu düğün sıcak İskenderun akşamının ve bu yazın unutulmazları arasında yerini aldı.

Sabahına ise ver elini Tarsus. Doğru "Tatlı Buluşmalar"a sohbetine.

 

 

Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım

Hep tatlı yiyip, tatlı konuşsak keşke.

Çünkü bizler bu hafta sonu hep güzel sohbetler, güzel tatlılar yedik. Çünkü Özmen Un Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Özmen önderliğinde ikincisi düzenlenen "Tatlı Buluşmalar" için Tarsus'daydık.

Peki nedir bu "Tatlı Buluşmalar"

Memleketine aşık, memleketine yatırım yapan, memleketinin her köşesini dolaşan Erhan Özmen ve beşinci kuşak Oğuz Özmen "Avrupa ürünlerimizi tanıyacak. Bunun için adım adım ilerliyoruz" diyerek Gaziantep'e dünyanın en iyi teknolojisini kurup un dünyasına farklı bir pençere açtı.

Şahsen her türlü karbonhidrat ürününün tek bir un ile yapıldığını düşünüyordum. Ta ki, Erhan ve Oğuz Özmen ile tanışana kadar. Ama yanılıyormuşum.

Meğer dondurma kornetinden tutun da, böreğe, ekmeğe, baklavaya kadar her şeyin unu farklıymış. Ve öyle olursa daha da lezzetli olurmuş.

Ben de, tatlı buluşmaların ikincisinde bilmediğim çok şeyi öğrendim un hakkında ve Erhan-Oğuz Özmen'in yeni nesil fabrikasından üretilen 41 çeşit undan üretilmiş tatları tattım. Gurme değilim ancak bana güzel gelen her şey güzeldir ve lezzetlidir mantığıyla on üzerinden on verdim.

Kimsenin ağzının tadı kaçmasın diyerek "Tatlı Buluşmalar", Kayseri, Ankara, Van, Samsun, Bursa, Muğla olmak üzere memleketi dolaşacak. Eğer sizler de denk gelirseniz Erhan ve Oğuz Özmen'i bulup bol bol sohbet edin, sorun soruşturun derim.

Çünkü baba-oğul isteğe bağlı "Un" yaparak çıtayı bir adım öne çıkartmış durumda.

Diyeceksiniz ki nasıl oluyor?

Şöyle ki, mesela doktorunuz size bir yol haritası çizdi. Sağlık açısından farklı bir un ile yapılan ekmek yemelisiniz. İşte size bunu yapıyorlar. Bakın yıllar önce kişiye özel yapılan Bentley marka arabanın fabrikasına gitmiş genel müdür ile sohbet etme imkanım olmuştu.

Hatta o kişiye özel muhteşem arabaları kullanma imkanım da olmuştu.

O zaman da bol bol "Kişiye özel araba" adı altında şahane hikayeler dinlemiş ve onları yazmıştım bu köşede. Arşivde var açıp okuyabilirsiniz.

O gün de Erhan ve Oğuz Özmen "Kişiye özel un" olayını anlatırken o gün geldi aklıma.

Düşünün bizim topraklarımızda yetişen buğdayımız, kendi markamız olarak farklı bir pencere açıyor. Ve dünyada parlıyor.

Bundan daha güzel gurur verici bir şey olabilir mi?

İtalyanlar'ın yaptığı pizzada bile bizden bir ürün kullanılıyor. Şahsen bu gurur verici. Bu yüzden de memlekete yapılan her bir adım benim için çok önemli. Düşünün pandemi döneminde zorlanan sektörde böyle güzel adımlar ve yatırımlar memleketimiz için umut vaat ediyor.

 

Umut parkı

Mine Özmen sayesinde "SosyalBen Vakfı" ekibi ile tanıştım.

Tam da o günün sabahında, çocukların oyuna erişim ve oyun oynama hakkına ulaşması için kurulan "Umut Parkı"nı Gaziantep'e açmışlar.

Kurucusu Ece Çiftçi 14 yaşından bu yana 14 farklı sosyal girişimcilik ve sivil toplum çalışmasına imza atmış. Şimdi de, "SosyalBen Vakfı", "Gençlik Kooperatifi" ve "Umut Parkı" olmak üzere kurucusu olduğu üç yapının liderliğini yürütüyor.

Ece, "Yaptığım çalışmalar kapsamında G20’de 2017’de Almanya’da Türkiye’yi temsil ettim, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 'Gelecek Vadeden Genç Liderler' ödülünü alan ve dünya listesine giren ilk Türk oldum. Ardından Forbes 30 Altı 30 ve Fortune 40 Altı 40’da 'SosyalBen' ile yaptığım sürdürülebilirlik modeli ile listelerde yer alan tek sosyal girişimci oldum" diye anlattı.

Bayılıyorum böyle insanlara ve gençlere.

Kendi vatanı, insanı için çalışıp üretiyorlar.

Tam da Kayahan'ın şarkısında söylediği gibi "Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz" diyerek bir Gaziantep akşamında Hışvahan'da denk geldik.

Şimdi bu ekip bir sonraki park açılışını 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde gerçekleştireceklermiş. Henüz yer ve köy belli değil. Eminim bu ekip tam da çocukların ihtiyacı olan bir yeri bulup şahane parklarını açacaklar Cemer sponsorluğunda.

Çocukların gülmesi için ellerinden gelen her türlü imkanı sağlayan herkese sonsuz teşekkürler. Ayakta alkışlıyorum hepinizi.