X

Şebnem Ercantürk ve Cumhur Timuçin’i evlendirdik.

Serdar Bilgili’nin yeğeni, Bodrum Türkbükü Bella Sombra Otel’in sahibi Şebnem Ercantürk ve Cumhur Timuçin’in düğünü Soho House’de yapıldı.

Düğüne sadece Şebnem ve Cumhur’un yakın arkadaşları ve ailesi katıldı.

Sade, şık, zarif ve bol eğlenceli bir düğündü.

Sanki Şebnem ve Cumhur’un düğününde değil de, Şebnem’in sahibi olduğu Bella Sombra Otel’inde klasik bir Cumartesi akşam üzeri İskender Paydaş sahnede biz de eğleniyor gibiydik.

Gerçek, samimi, bol eğlenceliydi.

Ve bu düğünde de sosyal medya aleminden “Ben de bu düğündeydim” denen tipler yoktu. Bir kere düğünde herkes birbirini tanıyordu. Yılların dostluklarının olduğu insanlar bir aradaydı. Kimse kimseyi son yıllarda tanımıyordu. Çok eskiydi herkes. Sahiciydi.

İçten sarılmalar, sohbetler yapıldı. Son yılların moda cümleleri “Mutlaka görüşelim”, “Haftaya buluşalım”, bla bla türünden saçmalıklar yoktu.

Ve çok dans edildi. Dans etmekten yorgun düştü herkes. İnsanlar telefonlarını bir yere bırakmış, “Telefonum nerede acaba” falan diyordu.

 

 

Oh be…

Bir düğünün hakkını vermek. Eğlenmek, dans etmek sürekli poz içinde olmamak şahane bir duygu. İşte bu düğünde tıpkı öyleydi.

Dayı Serdar Bilgili herkesle tek tek ilgilendi.

Anne Şerife Ercantürk sanki herkesi evinde ağırlıyor ki zaten öyle. Ve çok şıktı.

Ve gelin Şebnem Ercantürk acayip güzeldi. Gerçek dost ve arkadaş. Kendi gibi de düğün yaptı. Ki gelinlik bile giymeyecek “Biz bize, evimizde eğleniyor gibi olacak” dediği düğünü de tıpkı istediği gibi oldu.

Normalde düğünde giymek için Eli Saab’tan beyaz bir tulum almıştı. Fakat dayı Serdar Bilgili’nin istediği üzerine son dakika gelinlik giydi Şebnem.

Daha sonra da aslında düğün için giyeceği beyaz tulumu giyerek tam da dans havasına girdi.

İkisi de Eli Saab’tı. Çok sade ve şıktı.

Damat Cumhur bir ara sahneye çıkıp, gitarı aldı ve gelin için müzik bile yaptı. İkisinin de hem dostluklarına hem de aşklarına şahidim. Ve sonsuz mutlu olsunlar istiyorum.

Ve unuttuğumuz güzel duyguyu yaşattıkları için düğün bana göre muhteşemdi.

Şebnem ve Cumhur’a sonsuz mutlu olsunlar.

Edis benimle dans eder misin?

Bir partiye katılıyor Edis ve Zeynep Bastık. Sonra da samimi dans ediyorlar. Ve aman da aman. Sosyal medya ahalisi ayağa kalkıyor.

Yahu hiç mi işiniz gücünüz yok. Sürekli ayağa kalkmak ve ortalığı ateşe vermek için yanıp tutuşuyor bahane üretiyorsunuz.

Bir olay olsa da, ortalığı yangın yerine çevirsek derdindesiniz.

Bir durun kardeşim, bir durun.

Yeter!!!

Klavye kahramanları bir durun. Milletin dansına laf edeceğinize bi kendinizle ilgilenin. Ne çok ahlak bekçisi var memlekette.

Yok Zeynep evliymiş.

Yok Edis ile nasıl dans edermiş!

Size ne! Kime ne!

Neyse yahu gerçekten sinirlenmiyorum. Ve dans etmek istiyorum. Ediissss. Benimle dans eder misin?

Squid Game

Uzun süredir direniyordum ama sonunda “İzlenecek bir şey kalmadı” kontenjanından “Squid Game”e başladım.

İlk iki bölümünü izledim.

İlk cümleler;

“Aman tanrım”, “Of ya neden”, “Korkunç” ve “Devamında olabilecekleri tahmin edebiliyorum” oldu.

Daha bitirmedim ama tahmin edebiliyorum elbet oyunları. Ancak bilindiği üzere para için insanların birbirini parçalaması anlatılıyor. Mevzu bu. Hem de çocuk oyunları oynanarak.

Fakat filmin hem yönetmeni hem senaristi “Squid Game”i 2005 yılında yazmış. Kapı kapı dolaşmış kapı duvar. Kimse inanmamış senaryoya.

Şimdi dünya konuşuyor.

Demek neymiş.

Yaptığın işe inanmak, ısrar etmek, peşinden koşmak ve doğru zamanı beklemek. Bir işin başarılı olması için hepsi bir bütün.

Dizi sonunda düşüncelerimi de yazacağım.