X

Yaşadığımız acı hepimizin acısı, kayıplarımız büyük. Ve kayıplar büyüdükçe, acı daha da artıyor. Açıklamalar yapıldıkça hepimizin sinirleri yay gibi geriliyor. Artık kim ne dediğini, ne yapacağını bilemiyor. Ve bu durumda sosyal medya kahramanları kendilerine boş alkış alma peşinde. Hoyratça yazıyor, çiziyor, konuşuyor. Kimisinin ne dediği belli değil. Yani “Yaşasın, yine bir olay oldu, yine bir fırsat yakaladık. Hadi önümüze geleni ezelim” diye freni patlatmış araba gibiler. E ne yapacağız? Allah yardım etsin deyip geçeceğiz. Özellikle bu günlerde. Yüreğimizi, duygumuzu onların kötülükleriyle beslemeyeceğiz. Ülkemizde geçen hafta salı günü bir facia yaşandı. İşte bu freni patlamış arabaların da kirli zihni daha da kirlendi. İlk salı günü sahnede olan Tarkan’a saldırdılar. Yani işi, gücü olmayan, aklı sadece kötülüğe çalışan zihniyetler empati bile kuramayacak zavallılar saldırdıkça saldırdı. Arkası çorap söküğü gibi geldi. Öncelikle olay salı günü yaşandı ve 23.00 civarı da ciddiyeti ortaya çıktı. Üç günlük ulusal yas ilan edildiğinde yaptığım cuma-cumartesi köşe yazılarımda Soma’dan bahsettim. O zaman İstanbul’da ve gazetedeydim. Cuma gece yarısı uçağı ile de Bodrum’a geldim. Yani bu yazıyı Bodrum’da Yalıkavak’ta yazıyorum. Bodrum’da bu hafta sonu cuma gününden başlayıp pazartesi gününe kadar süren partiler ve açılışlar olacaktı. Hepsi iptal oldu. Müzik sustu.

 

 

 

Esnaf üzgün ve panikte

 

 

 

Yaşanan acılarda her zaman esnaf etkilenir. Özellikle magazin dünyası kepenk indirir. Şarkılar susar. Ortaya çıkan insana da “Vurun kahpeye” tadında damardan vurulur. Kıştan beri Bodrum ve Alaçatı gibi üç ay iş yapıp para kazanan yerlerde çalışmalar sürüyor. Öyle ki, aylardır hiçbir kazanç sağlamadan ceplerinden para harcayarak yatırımlar yapıyorlar. Patronları geçtim, çalışan tüm elemanlar gerek İstanbul’dan gerekse Türkiye’nin çeşitli yerlerinden ailelerine hasret bir şekilde çalışmaya geliyorlar bu sayfiye yerlerine. Sonuç olarak hepsi bu hafta yapacağı açılışa ve yaza hazırlanıyor. Onların da aileleri, bakmakla sorumlu oldukları kişiler var. Hepsinin morali bozuk ve umutsuzlar. Tüm Türkiye gibi. Geçtiğimiz üç gün boyunca dükkânlarını

 

kapatan herkes haziran ayında yapacağı tüm açılış ve davetleri de iptal ediyor. Ama hepsi gergin ve mutsuz. Cumartesi günü Türkbükü’ndeydim. Birçok inşaat durmuş. Hatta “Yapmaya gerek yok. Bu sene de belli oldu. Buralarda yaprak kıpırdamayacak” diyor. Pazar Yalıkavak’a geçtim. Aynı durum burada da var. Çalışanlar şaşkın ve telaşlı. Hatta birçok kişi “Bu seneye çok bel bağlamıştım. İnşallah bir an önce ülkemiz huzura kavuşur” diyor. Eğlence sektöründe iş yapanlarda eller sürekli havada zannediliyor. Ne tuhaf değil mi?

 

 

 

Unutma, unutturma

 

 

 

Soma’da yaşanan acıyı unutma unutturma. Unutturursan yine aynı felaket yaşanacak. Ve daha da katlanacak. Öyle ki, memleketimizde üç kuruş para ile geçinmeye çalışan insanlar var. Ve unutmayın ki kraliçe, kral gibi yaşayan insanların dört duvar arasında ne yaşadığını bilemeyiz. Ülkemizin ihtiyacı olan biraz daha insanlık.

 

 

 

Peki insanlar neler konuşuyor?

 

 

 

- Acımız büyük. Ama bizim de acılarımız var. Sıkıntılarımız var. Yarın da bizim başımıza ne gelir bilinmez.

 

- Üç gündür dükkân kapalı. Bugün açacağım. Ama biliyorum ki iş olmayacak.

 

- Ben dışarıya çıkacağım. Birilerinin de yaşaması gerekiyor ama sokağa çıkmaya korkuyorum. Kim ne diyecek diye çekiniyorum.

 

- Birilerinin de para harcaması ve bu döngünün devam etmesi gerekiyor. Çünkü başka aileler de var ve para kazanmak zorunda.

 

- Gezi olaylarının yıldönümü geliyor. Haziran ayında yine sıkıntılı günler bizi bekliyor. Yine işsiz kalacağız.

 

- Artık huzur kesinlikle kalmadı. Her şey daha da kötüye gidiyor.

 

- Böyle giderse işsiz kalacağız. Çünkü biliyorum patron para kazanmıyor bize de kazandırmıyor.

 

 

 

Ah vah diyor köpeğine pastırma yediriyor

 

 

 

Kim ne kadar üzülüyor, kimin ne kadar canı acıyor? Kendisi başkalarının canı yanarken ne yapıyor hiç kimse bilemez. Hatta öyle ki, Twitter’a, “Ah vah” diye yazarken göbek atıp eğlendiğini hatta o anda köpeğine pastırma mı yediriyor yoksa dönerlerle mi besliyor bilmeyiz. Yani öyle ki, insanlar kötü. O kadar kötüler ki, bazıları fena şekilde kötülükten beslenir olmuş. Onları Allah’a havale etmekten başka çare yok.