X

Bir festivalde sahneye çıkan Ebru Yaşar, "Hastayım, iki iğneyle buradayım sanatçılık böyle bir şey" demiş. Geçmiş olsun. Gazeteye aynı gün yetişmesi gereken bir röportajım vardı ve ağır griptim. Hastaneye gittim, doktora "İki saatliğine de olsa iyi olmam lazım" dedim. Serum bağladılar, toparlandım, röportajımı yaptım, gazeteye teslim ettim.

Arkadaşım yönetici asistanı. O da ağır grip, aynı gün patronunun çok önemli bir toplatısı var. Sabah hastanede iğne olup oradan da işine gitti. Eminim siz de benzer durumlar yaşadınız. Yaşar'ın cümlesini düzelteyim, sanatçılık değil sorumluluk sahibi olmak böyle bir şey. Her şeyi de sanata bağlamasak?

 

 

 

Meryem balonu patladı

 

 

 

Oyuncular, Meryem Uzerli hakkında "Meryem'i şişirip önümüze çıkardılar ama bitti artık, nasıl da patladı büyük oyuncu balonu' diye konuşuyor kendi aralarında. Bunları duyunca üzüldüm ama haksız da sayılmazlar...

 

'Muhteşem Yüzyıl'la hayatımıza giren, oyunculuğundan çok samimiyeti ve güler yüzüyle kendisine hayran bırakan Meryem Uzerli, dizi bittikten sonra yaptığı hiçbir işte aynı başarıyı yakalayamadı.

SADECE SEVGİLİLERİYLE HABER

Uzerli, Can Ateş'le yaşadığı beraberlik, hamile kalması, Can Ateş hakkında yaptığı açıklamalar, 9 aylık hamileyken verdiği fotoğraflar, bebeğini doğurması, Türkiye'deki evini kapatıp Berlin'e yerleşmesi, ticarete atılması, Dubaili şeyhle para karşılığı yemek itirafı, ardı ardına yaşadığı aşklarla gazetelere haber oluyor artık...

 

 

 

En son, Mısırlı oyuncu Bassel Alzaro ile birliktelik yaşamıştı Uzerli.

 

 

 

HT Magazin'in dünkü manşetinden öğrendim ki, ondan da ayrılmış ve Koruncuk Vakfı'nın gecesinde sahneye çıkmak için geldiği Türkiye'de gece kulüplerini gezerken yanında yeni sevgilisi Alman yönetmen ve senarist Lüey Nohut varmış.

 

 

 

Bu hızla giderse yakında manşetler yerine iç sayfalarda minik bir haber olacak ‘Meryem Uzerli ve yeni sevgilisi' başlığıyla.

 

Nasıl da yazık ediyor kariyerine...

 

 

 

Acil çıkış kapısında kim otursun?

 

 

 

Trabzon'da pistten çıkan ve içindekilerin büyük bir faciadan kılpayı kurtulduğu uçağın tahliyesi sırasında yaşanan izdiham ürkütücü. Herkese büyük geçmiş olsun. Zaman zaman ‘rahat olduğu için' uçağın acil çıkış kapısının bulunduğu yere oturan ben, kabin görevlisinin "Acil bir durumda kapıyı açıp önce yolcuları tahliye edeceksiniz, kabul ediyor musunuz?" sorusuna "Evet" yanıtını verirken içten içe düşünürdüm, "Acaba öyle bir durum yaşansa o anki panikle ne yaparım, önce kendim mi atlarım yoksa gerçekten kapıyı açıp yolcuların tahliyesine yardım mı ederim?" diye.

 

 

 

Trabzon uçağında bulunan yolculardan biri "Acil çıkış kapısına yakındım, kapıyı zorlanarak açtım, uçaktan ilk ben çıktım" diye anlatmış olay anını. Kim ne diyebilir ki? Uçakta o kapıların önünde mutlaka, tatbikatlara katılmış, ne yapacağını bilen soğukkanlı bir görevlinin oturması gerekmez mi?