X

Hakan Altun sosyal medya hesabına Müfit Can Saçıntı ile Birol Güven’in ‘aydınlanma’ filmi ‘Mandıra Filozofu’nun çekildiği yerden bir fotoğraf koyarak "Yaşamak için hayallerini kurduğum Bodrum'a yerleştiğim için Yaradan’a şükreder, bu kararımda bana ışık tutan ‘Mandıra Filozofu’ filminin başrolünden setteki çaycısına kadar emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim” yazdı.

 

 

Altun yeni duyurdu ama aslında iki ay önce Bodrum’a yerleşti. Artık işi dışında hiçbir şey için plan program yapmadığını, ‘an'ı yaşadığını gözümle gördüm.

2014’te çekilen ‘Mandıra Filozofu’nu izlerken ‘lazım’ kelimesinin içeriğinden nefret ettiğimi fark etmiştim. Filmin ardından bir yazı yazmış ve yazımı da “Bu film, o meşhur türküdeki gibi, ‘Hadi gelin köyümüze geri dönelim’ diyemeyecek ve hiçbir zaman kendini hiçbir yere ait hissedemeyecekler için... Bu film benim gibi, almam lazım, görmem lazım, gitmem lazım, aramam lazım, halletmem lazım, yetişmem lazım, uyumam lazım, uyanmam lazım vs., tüm cümlelerini ‘lazım’ ile bitiren ama aklı hâlâ Artvin’in o köy lokantasındaki, insanı insanlığından çıkarmayan hayata özenen tüm zavallılar için” diye bitirmiştim.

Maksat, köye değil kendine dönmek

Bir köyüm yok benim, kafam bozulduğunda, yorulduğumda, herhangi bir sebepten ‘hadi döneyim’ diyebileceğim. Bir şehrim var benim, kendimi hiç ait hissetmediğim. Büyük bir boşluğun içindeyim…

Hoş, köyüm olsa ne yapacaktım, gidip tarımla mı uğraşacaktım, hayvancılıkla mı? Bunlar değil tabii ki. Köye dönmekten kasıt, kendine dönmek aslında. Yavaşlamak…

‘Lazım’ olanları değil de, an’ı yaşamak…

Elinin altında bulunan, belki de pek çok kişinin dışarıdan bakınca ‘özendiği’ ‘olanakların esiri’ olmamak…

Bir film izleyip Hakan Altun gibi hayatımızı değiştiremiyoruz belki ama o filmden sonra bende ne değişti biliyor musunuz? İnsan en çok kendine ‘lazım'mış bunu anladım. Ve insan cennetini de cehennemini de gittiği yerde değil, kendi içinde yaratıyormuş…