X

TRT ve buz pateni tartışmasının ortalıklarda dolandığı günlerde bizim için farklı bir hazırlık vardı. Kendimi “Televizyonda buz pateni izlemek ayıp mıdır değil midir” tartışması yaparken bulduğumu fark ettiğim anda tırstım. “İnsanların çıplaklıkla neden bu kadar çok derdi var“ diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Olayı anlamaya çalışacağım çalışmasına da, ilk olarak çocukluğumdan beri izlediğim bu gösterilerde tahrik edici olarak kabul edilen şeyin ne olduğunu çözmeye çalışıyorum. Aklıma sürekli gülümseyip hareket bitiminde selam veren patenciler geliyor, çocukluğumun yıldızı KatarinaWitt geliyor ama patencileri kıyafetleri yüzünden seksi olarak adlandırmak beyin semalarıma uğramıyor. Bu bakış açısıyla mücadele ederken Koray Erkaya‘nın üçüncü kişisel sergisi Self-Touches‘a gitmek de ayrı bir enteresan oldu. Piramid Sanat’ta 23 Şubat’a kadar açık olan serginin fotoğrafları oldukça tahrik edici! Nü bir sergi hazırlayan Erkaya, çıplaklığı o kadar natürel yansıtmış ki bazı fotoğraflardaki masum ve duru tavır sizi çıplaklık kadar etkiliyor. 2011’de Güney Fransa’daki Avrupa Nü Fotoğraf Festivali sırasında başlattığı seride Erkaya’ya poz verenlerden biri de stil gurusu Alexander Kokoskeriya. Alexander’ın çıplak fotoğrafı önünde kendisiyle poz vermek isteyen birçok kadın gördüm. Açıkçası serinin hemen satılan fotoğraflarından biri olması beni şaşırtmadı.

 

 

 

Tanıştırayım Beren

 

 

 

Hani hep konuşulur ya, starlarımız ününe ün kattıkça insanlıklarını kaybeder, başkalaşım yaşar. Çoğu için burun büyüklüğü dünyanın en önemli aksiyonu olur çıkar. Hatta aralarından bazılarının kendilerini ‘dünyanın

 

en önemli şeyi’ olarak hissettiklerine eminim. “Şeyi” diyorum, çünkü fazla mükemmel oldukları için ne olarak nitelendirildiklerini onlar da bilmiyor! Ama içlerinden asla kişiliğinden taviz vermeyenleri de yok değil. Kenan Doğulu gibi mesela. Önceki hafta bir davette karşılaştığımızda hemen yanındaki Beren Saat’i “Tanıştırayım Beren” diye sunması çok tatlı geldi bana. Beren Saat’i tanımıyor olamam sonuçta ama normal bir arkadaş sevgilisini nasıl tanıştırırsa öyleydi Kenan. Başka türlüsüne ne gerek var ki zaten?

 

 

 

Barışmak güzeldir

 

 

 

Mevlüt Tezel’in Günaydın’daki köşesinden okudum; Nülüfer ve Kayahan kısmen barışmış, hatta Nilüfer; Kayahan’ın çıkaracağı tribute albümde şarkı bile seslendirecekmiş. Müzikal anlamda sevindirici bir durum, çünkü yaşanan kavgalar sonrası ne Nilüfer unutulmaz bir hit patlattı ne de Kayahan. İkisinin birlikteliklerinin şarkılarını herkes biliyor ama ayrıldıkları dönemde yaptıkları kimsenin aklında kalmadı bile. Haberde Kayahan’ın eşi İpek Açar için bir albüm hazırlığında olduğu da yazıyordu. O albümü olduğu gibi Nilüfer’e mi çevirse acaba Büyük Usta. Bu saatte “İpek Hanım”ın albümünü bekleyen var mıdır bilemedim çünkü.

 

 

 

Klipler kliplerimiz

 

 

 

İREM DERİCİ‘nin bence kendine en fazla yakışan şarkısı ‘Zorun Ne Sevgilim‘e klip geldi. Sezen Aksu’nun

 

‘Oldu Mu Şimdi’sini anımsatan şarkı İrem Derici’nin vokaliyle yukarılara taşınmış. İrem’in pop müzik

 

dünyasına getirdiği enerjiyi bu tip yüksek tempolu şarkılarla kutlamak gerektiğini her zaman savunmuşumdur.

 

 

 

CEYL’AN & MABEL düeti ‘Kör Heves‘i izleten arkadaşım, aynı zamanda “Mabel Matiz’i ilk gördüğüm yerde bu kadar iyi şarkı yazdığı için dövebilirim” yorumunu yaptı. Cidden şarkı da düet de fazlasıyla etkileyici. Duygu işini çoktan kaybetmiş pop şarkılarının arasında parıl parıl parlıyor. Allah’tan şarkının klibi

 

bir o kadar sade olmuş da şarkının keyfini daha çok çıkarabiliyorsunuz.

 

 

 

ECE SEÇKİN‘in ilk kliplerinde kullandığı kendisiyle uzaktan yakından alakası olmayan saç modelleri

 

ve kıyafetleri terk ettiği yeni klibi ‘Şok Oldum‘ en fazla akılda kalan klibi olacak bence. Dansları, çekimleri derken iyi hazırlanılmış bir pop klibi var karşınızda.