Bir flamingo katilimiz eksikti o da oldu... Aksaray’da dört flamingo tüfekle öldürüldü!

Aramızda tüfekle flamingo vurmaktan keyif alan biri dolaşıyor. Evet, avlanması yasak olan flamingolara tüfeğinin namlusunu doğrultup ateş etmekten zevk alan bir ‘katil’ var aramızda...

Bir ailesi, annesi, babası, belki kardeşleri, eşi çocukları arkadaşları var bu ‘katil’in. “Kuş öldürmenin nesi cinayet!” diye düşünüyordur kesin...

Sadece kendisi de değil annesi, babası, varsa kardeşleri, eşi çocukları da aynı şekilde düşünüyordur büyük bir ihtimalle: “Ne yani kuş vurmuş insan mı?”

Asıl üzücü olan biz, Hamidiye Sazlığı'na yumurtlamak için gelen ve avlanması yasak olan flamingoları tüfekle vurup katleden bir ‘katil’in aramızda olmasına şaşırmıyoruz bile. Çünkü o ‘katil’ gibi daha onlarca, yüzlerce binlerce ‘yaratık’la birlikte yaşadığımızı çok iyi biliyoruz.

PAPAĞANA İŞKENCE EDEN TV YILDIZI

Çok değil birkaç gün önce onlarca köpeği zehirleyen ‘katil’ hala aramızda. Papağanına işkence edip öldüren ‘cani’ TV yıldızımız bile var bizim... Otomobilin arkasına at bağlayıp koşturmayı ‘hobi’ belleyen ‘hasta ruhlu’ insanlar elini kolunu sallaya sallaya geziyor ortalıkta...

Komşusunun sokaktaki kediler, köpekler yesin diye kapının önüne koyduğu mama kabını tekmeleyip deviren ‘teyze’ler 'amca'lar var aramızda, hepimiz tanıyoruz onu!

Önceki gün dört flamingonun yol kenarında yatan cansız bedenlerinin görüntülerini izlerken Aksaray’dan binlerce kilometre uzakta, taa Karayipler’de, Curaçao Adası’nda yaşayan flamingo Bob’un öyküsünün iki ayrı yarışmadan ödül aldığı haberi düştü önüme...

Jasper Doest’in çektiği Bob’un fotoğrafları, Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri’nde ‘Vahşi Yaşam’ dalında birinci olurken 129 farklı ülkeden 4700 fotoğrafçının katıldığı 2019 World Press Photo/2019 Dünya Basın Fotoğrafçılığı Ödülleri’nde 79 bin fotoğraf arasında ‘Hikaye’ dalında ikincilik ödülü alıyordu.

BİR TALİHSİZ KAZA

Pembe tüyleri, uzun ince boynu, çırpı bacaklarıyla diğer milyonlarca flamingodan bir farkı olmayan Bob’un öyküsü birkaç yıl önce talihsiz bir kaza sonrası fotoğrafçı Jasper Doest’in kuzeni veteriner Odette Doest’le tanışmasıyla başlıyor.

Bob (ki o zamanlar kimse ona bu isimle seslenmiyordu) arkadaşlarından ayrılıp tek başına uçarken, nasıl olduğu bilinmez, tüm sersemliğiyle Curaçoa’da bir otelin üçüncü kat penceresine tosluyor. Havuzun yanı başına düşen Bob’u gören görevliler veteriner Odette’ye haber veriyor.

Odette, yerde boylu boyunca uzanan flamingoyu muayenehanesine götürüp tedavi ediyor. Ve tedavi sürerken Bob’un insanlarla daha önce de yakın olduğunu, iyileştiğinde doğaya salarsa hayatta kalamayacağını fark ediyor. Ardından Bob için, Odette’nin oğlu, bir papağan, dokuz kedi ve on köpekli bir evde yeni bir hayat başlıyor.

Odette, bir gün doğal hayatı korumayla ilgili bir konuda konuşmak için bir radyo programına yanında ‘flamingo’ dostuyla gidiyor. Programın yapımcısı adını sorunca da aklına ilk gelen ismi söylüyor: Bob!

ÖĞRENCİLERİN SEVGİLİSİ BOB

Odette Doest, Curaçao’da 250 civarı flamingo yaşadığını ve ada halkının flamingoları neyin yaralayacağı ve zarar vereceği konusunda bilgisinin olmadığını söylüyor. Yeni yapılan binaların ve otellerin flamingoların yaşam alanlarını yok ettiğini belirtip ekliyor: “Flamingoları tanırsak onlara daha çok yardım edebiliriz!”

İşte bu noktada devreye Bob giriyor. Adadaki ‘Flamingoların Elçisi’ olan Bob, Odette ile birlikte okul ziyaretlerine başlıyor. Öğrencilerle buluşup onlara flamingoları tanıştırıyor. Küçük çocuklar arasında bir ‘Bob Fan Club’ oluşuyor. Çocuklar bölgedeki flamingolara sadece birer ‘kuş’ olarak bakmayı bırakıp onları ‘Bob’un ailesi ve arkadaşları olarak görüyorlar.

Bob’la Odette’nin ziyaretleri okullarla da sınırlı kalmıyor. İzci kulüpleri, polis ve itfaiye merkezleri, sahil güvenlik, huzur evleri hatta TV kanallarını gezip flamingoları anlatıyorlar.

DÖRT FLAMİNGO ÖLMÜŞ NE OLMUŞ Kİ!

Odette, kendisi ofiste başka hayvanlarla ilgilenirken Bob da ona yardım ediyor. Özellikle başka yaralı ve korkmuş flamingolar geldiğinde Bob onların sakinleşmesini sağlıyor. Bob ‘elçilik’ten arta kalan boş zamanlarında Odette’nin bahçesindeki küçük havuzda yüzüyor. Bazen de birlikte sahile gidiyorlar.

Odette, Bob’un doğal ortamına dönebilmesini istediğini ama bunun mümkün görünmediğini söylüyor: “Flamingolar büyük sürüler halinde yaşıyor ama ben Bob’un yalnız olduğunu düşünmüyorum. Artık George var. O da yaralı bir flamingo ve artık bizimle kalıyor. Bob insanlarla da iyi anlaşıyor. Hem onlara flamingoların ne kadar inanılmaz olduklarını gösteriyor...”

Şimdi “İşin gücün yok dört flamingo için mi bu kadar laf kalabalığı” diyecek binlerce okur olduğunu da biliyorum... Ne söyleyebilirim ki, böyle zamanlarda “İnsan istemese de kendi yüzyılında yaşar” diyen Stefan Zweig gibi kendi içime kapanıyorum!..


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR